EglenceMax Paylaşım Forumu
EgleneMax Foruma Hoş Geldiniz.



  • Forumumuzun Gelişebilmesi için Lütfen Üye Olunuz ve Paylaşımlarda Bulununuz.


  • Forumumuzu Arkdaşlarınıza Öneriniz.


  • Konu Paylaşımlarında Bulunursanız Yetkili Bile Olabilirsiniz.


  • Sitemizde Grafik Desteği Bulunmaktadır.
[center]>>>LÜTFEN FORUM ÜYE OLUNUZ<<<
>>FORUMU ARKDADAŞLARINIZA ÖNERİNİZ<<<

[/center]

EglenceMax Paylaşım Forumu


 
AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  Oyun Salonu  
Forum Kurallarını Okumak İçin TIKLAYIN   Yönetim Kadrosunu Görmek İçin TIKLAYIN   Sende Yönetime Katılmak İstiyorsan   TIKLA   Kırık Link Bildirimi İçin TIKLAYIN    Hide Eklentisi İçin TIKLAYIN    Ayın Üyesini Görmek İçin TIKLAYIN   Yetkimi Ne İçin Aldınız ? Tıklada Gör !



Paylaş | 
 

 ****** ve Fenerbahçe

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Street
Forum Admin
Forum Admin
avatar



Cüzdan
Altın Altın: SınırsıZ
Para Para: SınırsıZ

MesajKonu: ****** ve Fenerbahçe   Perş. Ocak 28, 2010 12:35 pm

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal ****** de Fenerbahçeli'ydi. ****** 10 Ağustos 1928 günü 3-3 berabere biten Gazi Kupası maçından sonra üçü Galatasaraylı ve ikisi Fenerbahçeli olan beş kişinin önünde aynen şunları söyledi: "Burada üçe üçüz... Çünkü ben de Fenerbahçeliyim!"

5 Haziran 1932'de Kulübümüzün Kuşdili'ndeki binası yanınca ilk bağış yine Büyük Önderimiz'den geldi.

Mustafa Kemal ******'ün kulübümüzü ziyareti sırasında hatıra defterimize yazdığı satırlar şöyledir

"Fenerbahçe Kulübü'nün her tarafa mazhar-i takdir olmuş bulunan asari mesaisini işitmis ve bu kulübü ziyaret ve erbab-ı himmeti tebrik etmeyi vazife edinmiştim. Bu vazifenin ifası ancak bugün müyesser olabilmiştir. Takdirat ve tebrikatımı buraya kayd ile mübahiyim."









3.5.1918 - Ordu Kumandanı - Mustafa Kemal

9 AYRI OLAYLA DOĞRULANAN BİR GERÇEK:
Son dönemlerde yine spor çevrelerinde ******'ün tuttuğu takımlar gündemde dolaşmaya başladı. Sanki dünyamızdan gidenlerden yeni haberler alınırmışcasına Türklerin Atasının zaman zaman taraf değiştirdiği izlenimleri bir çoğumuzu sadece güldürüyor.
Bazı basın yayın organlarında örneğin değerli spor yazarı fanatik Beşiktaşlı Kazım Kanat'ın açıklamalarıyla büyük kurtarıcı Beşiktaşlı'ymış gibi gösteriliyor. Atamızın ölümünden 66 yıl sonra hangi takımı tuttuğu konusunda makaleler hatta kitaplar yazılıyor. Adeta gaipten sesler geliyor. Ahiretin Sesi muhabirlerinin bildirdiği haberlere göre Büyük Atamız şimdi de BJK taraftarı. Jimnastik kulübümüzün bu konudaki son yoğun çalışması ise Vala Somalı tarafından ******'ün mutlak Beşiktaşlı ilan edilmesi. Kesin bir gerçek ortada dururken ******'ün hangi takıma sempati duyduğu hangisine gönül verdiği konusu bilinçli olarak açılıyor kafalar karıştırılmaya çalışılıyor. Bu kişiler ya da çevreler güneşi balçıkla sıvamaya kalkıyorlar. Bu tip insanlara "kafa karıştırmaloji uzmanları" demek yerinde olacak. Çünkü onların işi ortalığı bulandırmak. Gerçekten de ortaya attıkları iddiaların kafaları karıştırmaktan öte hiçbir değeri yok.
Galatasaraylı'lara gelince onların yakın zamana dek bu konuda pek sesleri çıkmıyordu. Sadece geçmiş yıllarda birkaç yerde ******'ü şu kulübün bu kulübün taraftarı değil kulüpler üstü saymak gerek gibi bir görüş ileri sürdükleri görülmüştü. Son zamanlarda Fenerbahçeliliği tartışılmayan ****** Beşiktaşlılarca Beşiktaşlı ilan edilince o denli uzun boylu değil demek istercesine onlarda bu konuya daha sık girer oldular. Örneğin Galatasaray Kulübü'nün aylık resmi dergisinde birkaç kez ******'ü konu eden onu kulüpler üstü gösterme çabalarında olan makaleler yayınlayarak "Tarihi Bir Mektubu Gün Işığına Çıkarıyoruz" dediler...
"ATATÜRK'ÜN FUTBOL MERAKI" adı altında Galatasaray Müzesi Müdür Yardımcısı ve Araştırmacı Adnan Işık yine bu konuyu işliyor. "Türk basınında zaman zaman ******'ün hangi takımı tuttuğu tartışmaları yapılır. Herkes onu kendi tarafına çektiği için de bir sonuca varılmaz. Bu yazıda bizim gayemiz konuya tarafsız bir gözle ve belgelerin ışığında yaklaşmaktır."
Bunları yazdıktan sonra Ali Sami Yen'in 1914 yılında binbaşı rütbesinde ki Mustafa Kemal'i Galatasaray'ın Rumenlerle yapacağı bir maça davet ettiğini bu davetin ******'e geç ulaştığını ama yine de Mustafa Kemal'in kulüp müzesinde hala saklanan davete teşekkür niteliğindeki cevabı mektubunu da yayınlıyor. O mektupta ****** "Davet mektubunuzu ancak dün sabah aldım. Fakat ben o gün doğrudan gidip maçı izledim." demektedir.

Galatasaray'a mektup yazdığı için "****** Galatasaraylı" mı diyelim? Fenerbahçe Karşıyaka ve Altay kulüplerini ziyaret ettiği hatıra defterlerine izlenimlerini yazıp imzaladığı için onu Fenerbahçeli Karşıyakalı ya da Altaylı mı sayalım? Yahut Güneş Kulübü'nü iki kez ziyaret ettiği için Güneşli ya da mütarekede annesi Akaretler'de oturduğu için onu ziyaret ettiği günlerde pencereden Beşiktaşlı jimnastikçileri seyredip Beşiktaşlı mı olmuştur diyelim? Bize sorarsanız bu savların hiçbiri doğru değildir. Onun hangi kulübü tuttuğuna en güzel cevap soyadındadır. O nasıl Türklerin Atası ise böyle bir soruya da cevabı kesin olarak şu olacaktır : "Ben sporcunun zeki çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim."
Sözün özü: İşte bu nitelikler hangi spor kulübünde hangi takımda hangi sporcu da ise ****** o kulübün o takımın o sporcunun taraftarıdır. Buraya dek Galatasaraylı'ların ****** konusunda ki görüşlerini özetledik. Sayın Adnan Işık yıllardır Galatasaray müzesinde görev yapıyor. Yüzlerce belge bilgi her an elinin altında. Biz yine de 1914 yılında ****** henüz Çanakkale müdafii (savunucusu) olarak bile ün kazanmamış bir subay iken Ali Sami Yen'in daha yüksek rütbeli Osmanlı subayları dururken sadece binbaşı rütbesinde ki onu neden maça davet ettiğini anlayabilmiş değiliz.
Özetle Adnan Işık "****** sadece Fenerbahçe kulübünün hatıra defterine izlenimlerini duygularını yazmamıştır. Galatasaray'a da maç davetinden ötürü teşekkür mektubu yazmıştır. Karşıyaka ve Altay Kulüpleri'nin hatıra defterlerine de duygularını yazmıştır. Güneş Kulübü'nün Taksim Sıraselviler'de ki lokalinde iki kez kulübün çay davetine katılmıştır. Annesini ziyarete gittiğinde Beşiktaşlı jimnastikçileri camdan izleyip ilgi göstermiştir gibi örnekler verdikten sonra soyadından da belli o Türklerin Atasıdır. Ayrımcılık yapacak bir konumda ve karakter yapısında değildi. O nedenle tüm kulüplere aynı mesafede yaklaşmıştır." demeye getiriyor. Bundan öte Sayın Adnan Işık'ın yazısını bağlaması da ilginç. ****** her şeye karşın illa bir takıma sempati duydu ise "Ben sporcunun zeki çevik ve ahlaklısını severim." dediğine göre bu nitelikler hangi kulüpte varsa ****** o takımın taraftarıdır demeye getirmiştir. "
****** Galatasaray Spor Kulübü'nü kaza ile ziyaret etmiş kulübün hatıra defterine duygularını yazmış olsa Galatasaraylılar Ata'nın kulüpler üstü tutulması gerektiğini bu denli hararetle savunacaklar mıydı!" Bu son cümleleri ile aslında bir bakıma sanki ******'ün Fenerbahçeli olduğunu da saklamadan söylemiş oluyor ya neyse..! ****** Galatasaray Spor Kulübü'nü kaza ile ziyaret etmiş kulübün hatıra defterine duygularını yazmış olsa Galatasaraylılar Ata'nın kulüpler üstü tutulması gerektiğini bu denli hararetle savunacaklar mıydı! Yoksa onun Galatasaraylı olduğunu Beşiktaşlılara taş çıkartacak çeşitli sav ve teorilerle kanıtlamaya çalışıp savunmayacaklar mıydı..! Şimdi artık son noktayı koyma adına bu konuyu bir kez daha tüm tarihi gerçekleri ve kanıtlarıyla inceleyip irdeleyeceğiz.
ATATÜRK'ÜN FENERBAHÇELİLİĞİ:
Biz Fenerbahçeli'lerin büyük gurur duyacağı bir ayrıcalık var. Fenerbahçe'mizi ****** de severdi ve her zaman büyük ilgi gösterirdi. İşte sizlere Atamız'ın Fenerbahçeli'liğini onun camiamıza olan ilgisini gösteren tartışmasız kanıtlayan tarihsel olayları verileri zaman sırasıyla sunuyoruz.
1- ATATÜRK'ÜN FENERBAHÇE KULÜBÜNÜ ZİYARETİ
Yıl 1918 Birinci Dünya Savaşı bütün hızıyla sürüyor. Düşman donanması Mustafa Kemal'in başında olduğu savunduğu Çanakkale Boğazı'nı geçememiş ve tam bir yenilgiye uğramıştı. Artık Mustafa Kemal'i başka cephelerde başka savaşlar beklemektedir. Bu arada cepheden İstanbul'a kısa bir tatile gelmiştir. Bu eşsiz kahramanın İstanbul'da yapacağı bir sürü işi bir sürü teması olacağını tahmin etmek her halde güç olmasa gerek. Buna karşın o denli işinin arasında Fenerbahçe Kulübü'nü ziyaret etmek istemiştir. Bu istek bizzat o yıllarda Anafartalar Kahramanı olarak anılan Mustafa Kemal'den mi gelmiştir yoksa yakın arkadaşı Fenerbahçe Kulübü Başkanı Sabri Toprak mı onu yönlendirmiştir orası bilinmiyor. Ancak Sabri Bey'in onu yönlendirmiş olabileceği akla ve mantığa daha yakın.


Tarih 3 Mayıs 1918 İstanbul'da parlak bir ilkbahar güneşi olduğunu biliyoruz. Bu o gün kulüpte olanlardan öğrenilmiştir. Ayrıca yıllarca kulübümüzün en yaşlı üyelerinden olan 1907 doğumlu Kamil Dinçay ağabeyin kulübe çok yakın oturduğundan dolayı o günkü ziyareti 11 yaşındaki bir çocuk olarak baştan sona izlediğini bir çok yerde anlattığını biliyorum.
Savaş Osmanlı Devleti'nin başkentinde direkt olarak hissedilmese de sokaklarda gezen üniformalıların çokluğu bunu anımsatıyordu.
Öğleden sonra Moda'dan Kuşdili'ne giden yolda iki kişi yürümekteydi. Bunlardan biri sivil kıyafetli sarı saçlı mavi gözlüydü. Bu Anafartalar Kahramanı Mirliva (Tuğgeneral) Mustafa Kemal Paşa'dan başkası değildi. Yanında İttihat ve Terakki Partisi Genel Sekreteri ve Büyük Atamız'ın en sevdiği arkadaşlarından biri hatta belki de birincisi Sabri Toprak vardı. Zaten Birinci Dünya Savaşı sıralarında her İstanbul'a gelişinde Sabri Bey'in Moda'daki evinde kalırdı. Sabri Bey o sıralar kulübün o zamanki tanımıyla umumi reisi (genel başkanı) idi. ****** bu kez de Yıldırım Orduları Grubu Komutanı olarak Filistin Cephesi'ne giderken birkaç günlüğüne İstanbul'a uğramıştı.
Vakit öğleden sonra idi. Kuşdili Çayırı'nın yanında ki kulübümüzün Kuşdili Lokali'ne geldiler. Çanakkale'de düşmana geçit vermeyerek ünlenmiş artık herkes tarafından tanınan Yıldırım Orduları Komutanı Mustafa Kemal ile Kulübü ziyarete geleceklerini Sabri Bey önceden bildirdiği için Fenerbahçeliler onu bekliyorlardı. Önce yorgunluk kahvesi içildi. Ardından da Dr. Hamit Hüsnü ve Elkatipzade Mustafa Beyler ile birlikte lokalin ikinci katında kupaların olduğu bölüm gezildi. Daha sonra Elkatipzade Mustafa Bey kendisine kulüp hatıra defterini uzattı. Fenerbahçeli'lerin bu aziz konuğu Fenerbahçe hatıra defterine hepinizin bildiği o ünlü sevgi ve takdir duygularını yazmıştır.
Genç kuşaklarında daha iyi anlayabilmeleri için tarafımdan biraz sadeleştirip günümüzün Türkçe'sine çevrilmiştir. Bu haliyle yazıyorum. Sanıyorum ki daha önce bu sadeleştirme hiçbir yerde yapılmadı. Bu ilk kez oluyor.


"Fenerbahçe Kulübünün her tarafta beğenilip değer verilen ortaya çıkmış eser ve çalışmalarını duymuş ve bu kulübü ziyaret edip bu işte emeği yardımı olanları tebrik etmeği görev edinmiştim.
Bu görev ancak bugün yerine getirilebilmiştir.
Takdir ettiğimi ve kutladığımı buraya kaydetmekle övünüyorum.
3.5.1918 / Ordu Komutanı Mustafa Kemal.
Son olarak kulüpten ayrılmadan önce limonata içen Ulu Önder Atamız kulübümüzde aşağı yukarı iki saat kadar kalmıştır.
Dönüş zamanı geldiğinde bu kez Fenerbahçe Kürek Şubesi'nin beyaz renkli iki çifte yarış teknesine (fıta) Kurbağalıdere kenarındaki kulübün iskelesinden binildi. Kürekte Elkatipzade Mustafa Bey vardı. Mustafa Kemal Paşa Fenerbahçeli'lere son söz olarak:
"Fenerbahçe'ye sonsuz muvaffakiyetler (başarılar) dilerim Allahaısmarladık" demişti.


"****** 57 yıllık yaşamında ilk kez
bir spor kulübünün balosuna katılıyor."
2- ATATÜRK FENERBAHÇE'NİN MAÇINI İZLİYOR:
1925 yılının ekiminde Türkiye Şampiyonu Muhafızgücü'nün ünlü futbolcuları Milli Takım kalecisi Hamit Talat Sudi ve Nuri ile Bursa'nın seçme futbolcuları karma bir takım oluşturmuşlardı. Bu karma takımla maç yapması için Alay Komutanı Fenerbahçe'ye öneri götürmüştü. Ancak kulübümüzün bir gün sonra İstanbul'da lig maçı olduğundan yöneticiler Bursa'ya ancak A Takım'dan birkaç takviyeli üçüncü takımı yolladılar. Muhafızgücü Bursalı futbolcular karması ve Fenerbahçe üçüncü takımı (bugünkü B Genç Takımlar dengi) arasındaki bu maç 1-1 sonuçlandı.
****** o sırada Bursa'da idi. Maçı izlemiştir. Yazımızın başında da söz ettik. Galatasaray dergisinin 6. Sayısında (Aralık 2002) "******'ün Futbol Merakı" adı altında ******'ün yaşamı boyunca gittiği maçlara değinen sayın Adnan Işık bu maçı yazık ki gözden kaçırmış. Yani onun savladığı gibi ****** üç maç değil bununla birlikte dört maç izlemiş oluyor.
3- ATATÜRK FENERBAHÇE'NİN YAZ BALOSUNA GELİYOR:
1960'lı yıllara değin Kalamış'ta ünlü Belvü Oteli ve Gazinosu vardı. Fenerbahçe burada sürekli olarak üye ve mensuplarına balolar düzenlerdi. İşte 1927 yılında bu gazinoda tertiplenen bir yaz balosunu o sıralar İstanbul'da olan ****** yine koyu Fenerbahçeli olan 3. Kolordu Komutanı Şükrü Naili Gökberk Paşa ile birlikte onurlandırmış burada Fenerbahçeliler ile geç vakitlere kadar sohbet etmiştir. Fenerbahçeli'lerin bu yaz balosu 57 yıllık o kısacık ömründe ******'ün gittiği tek spor kulübü balosudur.
4- ATATÜRK : "BUNLAR BİZE
ÜSTÜN"
1928 yılı haziranında Dolmabahçe sarayında yine bir sohbet anında sekiz kişiydiler. ****** Şükrü Saraçoğlu Necmeddin Sadak Ruşen Eşref Ünaydın Mustafa Necati Kazım Özalp ( Fenerbahçe'ye üye olmadan önce) Kılıç Ali ve gazeteci İsmail Müştak spor üzerine söyleşmekteydiler. ****** bir ara aniden Şükrü Saraçoğlu'na doğru dönüp "Bak onlar altı kişi. Fenerbahçeli olarak burada bir sen bir de ben varız. Bunlar 6-2 bize üstünler. Aman ayağımızı denk tutalım." der.
Bu yukarıda yazdığım anekdot sonraki yıllarda Fenerbahçe Kulübü'ne başkan olan Şükrü Saraçoğlu tarafından nakledilmiştir. Onunla yıllarca aynı yönetim kurullarında yakın ilişki içinde bulunan Rüştü Dağlaroğlu'na anlatılmıştır.
5- ATATÜRK: "BENDE
FENERBAHÇELİYİM."
1928 yılının ağustos ayında ezeli rakibimiz Galatasaray'la kazananın Atanın bir büstünü müzesine götüreceği özel bir maç yapıyorduk (Gazi Büstü Kupası). Bu maç Taksim Stadı'nda 10 Ağustos 1928'de oynandı. ****** o sıralar İstanbul'da idi. Gündüz Büyükdere'de bir Milletvekili arkadaşının yazlığına konuk olan ****** akşam üstü Dolmabahçe Sarayı'na geri dönmüştü. Henüz akşam sofrasına geçilmemiştir. O akşam ******'ün sofrasının konuklarından beşi Gazi ile sohbet etmektedirler. Söz o günkü maçtan açılır. ****** Akşam Gazetesi sahibi Sivas Milletvekili aynı zamanda Galatasaray Kulübü Başkanı Necmettin Sadak'a döner ve sorar: "Bugünkü maç ne oldu?" Sadak'tan önce yine bir Galatasaraylı olan Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati yanıt vermek ister. Gazi ona "Sen dur sana sormadım." der. Bunun üzerine Necmeddin Sadak "3 - 3 berabere bitti paşam" diye yanıt verir. Bu sonucu öğrenen Mustafa Kemal Sabri Toprak ve Vasıf Çınar Beyler'den oluşan iki Fenerbahçeli konuğuna doğru yaklaşıp "Ya öyle mi! Zaten burada da 3-3 berabereyiz." demiştir. Çünkü Necmettin Sadak Mustafa Necati'den başka orada bulunan Ruşen Eşref Ünaydın da Galatasaraylıdır. Hemen arkasından da merakla kendisine bakan karşısındaki Galatasaraylı'lara anlamadınız mı! der gibi bir yüz ifadesiyle şu cümleyi söylediği görülür: "BEN DE FENERBAHÇELİYİM"
"Ömrü boyunca camiasına gönülden bağlı kalmış bir Galatasaraylı tarafından anlatılan ilginç öykü..."


Sitemize Hoşgeldiniz...

Lütfen Forum Kurallarını Okuyunuz [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Benimle İletişime GeçebiLmek İçin: [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Adresine E-Posta Atınız

NOT:Lütfen E-Posta Atarken Konu Baslıgınız Eglencemax olsun.

Ya da Chat Box'tan Ulasabilirsiniz.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.bentenn.tk
 
****** ve Fenerbahçe
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
EglenceMax Paylaşım Forumu :: ...•˚ .•˚•.•°˚¨ ( Spor Ve Taraftar Bölümü ) ¨˚°•.•˚•.˚•... :: Fenerbahçe-
Buraya geçin: